Hayat, mayat işleri

Gölge mutluluğu

Günlerden Salı ,bir kış salısı, sallanan cinsten….

Eşinin öldüğünü boşanma sayabilen bir dünya…

Yerde Ölenin kendisiyle alakası yok diye çalan telefon melodisiyle halay tutan insanlar var…

Buz gibi soğuk, ağaçlar gelinlik giymiş…

Bugün ne giysem kadınlarını sokaklarda değil, olsa olsa alışveriş merkezlerindedirler…

Sıcak kahve bile yok

Düşünceler kısa devre yaptı diyeceğim ama elektrik yok ki, internet de yok

Kader diyeceğim ama o da veresiye defterini incelemeye dalmış…

Her fırsatta ‘Seni seviyorum’  diyen sevgililer az kalan şarjlarını facebook da haber kaynağını güncellemeye ayırmışlar…

Sahiplenilen sevgi, sevgililer, eşler değil, ben’likler, bencil’likler olmuştu o salı…

Rahmi dedenin torunu kadar sevdiği piç sakası, ortalığı inletiyor ama duyan yok…

Ahşap kayık ustaları, laminant parke döşüyorlar 2,5 tl’ye… Fiber kayıkla balık tutuyor artık insancıklar, bol kurşun yutmuş balıklarını, akşama güzel çocuklarına yedirecekler, sağlıkla…

Camidekiler kalabalık yine, sebebi muhtemelen kandildir..

Acunla, Levent Yüksel kardeş çıkmışlar, ikisinde de yeni bişey yok ya, tekrardan başka… Artık beraber program yapıyorlar ‘survivor medcezir’,çok sevdiği akil Sezen ablası Japon balığı dudaklarıyla single yapmış ’bu medcezirlerrrr’ diyor reklamlarda…

Öykü kahramanımız devreye girer tüm bunlar yaşanırken, etrafa bakar şöyle bir, gerinir hem de bacaklarını bile iki yana açarak, birden aynada kendini, yerde gölgesini fark eder ve der ‘‘şükür hayattayım,  kendimi, hatta yansımamı görüyorum!’’