şaşı oku şaşır

arı’dan ‘lalelerim var benim’

Arının bu kovanı niye yapıyorum diye sorguladığı bir gündü işte, ben aşkı sende bildim demedi kraliçe arıya ve döndü ormana uçtu uçtu, gözden kayboluncaya kadar uçtu, gündü, günler oldu, sorgusunu dert ettiğinde yeniden yapılandırması gerektiği bir yaşamı olmaya başladı, önce mekandı, terk etti, şimdi ise paylaşımlarını yaşayacağı arkadaşları olmalıydı; kraliçeyi reddeden, zordu bu, belki de yeni arkadaşları keçi olmalıydı, inek olmalıydı belki de maymun…

Vız vızzz vızzzz, böcek insana dönüştü o an; dile gelmişti. Artık iğnesini canını acıtana değil, mürekkebe batırıyordu…

Mümkün değil miydi?  Avunmak için denemediğim yol kalmadı, hep bir başka değil hep aynı sonuç çıktı; yol arkadaşlarımın affedemediğim durumları var benim, niye diye sormadığım, hatta gerek bile duymadığım.

O anlar insan olmayıp; kumandasını reddeden bir televizyon oldu kısa süreliğine

Geçmişe gidebilmek için renkli olmayı bile reddediyorum. Karlı görüntümde belgeselim dönüyor sürekli, hatalarım, doğum günü pastalarım, hediyelerim, sevgililerim, dönüşlerim, dönüşümlerim…

Bizim arı adam olmuş, ama iğnesini gene de canını acıtana olmasa da düşüncelerine yansıtmaktan alıkoyamıyordu. Ucuz çiçeklere konduğunda ki performansını biliyordu,

Bir damla mürekkebe batırdı yine;

Patlamış mısır etkisi ile irkildim; Konuşamıyor sadece izleyebiliyordum, öyle mi kalacaktı bilmiyorum duygularıma taşeronluk eden son sözleşmeye hayır diyemedim bırak onu itiraz bile edemedim… İlerde yapabileceğim tek şey ki o da sanırsam; ‘yaşanmışlığı’ biçim boyacısı ile bir ana mutluluğa benzetip, şerden hayır çıkarmak olacak kim bilir…

Kendine çizilmiş hayatının efendisine ve peteklere dur demenin hayatıyla ilgili olduğunu hatırladı ve bu sefer mürekkebe değil koyu bala batırdı iğnesini;

Ellerimde hala ‘sökülüp dikilebilir laleler’ var,

Almayacağım polenlerini, bu sefer hayatını vereceğim. Su sevmiyorsa kurağa, güneş sevmiyorsa gölgeye ekebileceğim, su vermekten keyif alabileceğim. Olmayan duygular o an yüklendi birden kendisine ve dile geldi

-Duvara kaligrafi ile ‘ruhumun kaybolan öznesini’ yazmak geçiyor içinden, sonra da hiç tanımadığım birinin ucuz bir boya ile onu karalayabileceklerini bilmekten mutlu oluyorum ne tuhaf… heyecanı da ‘O’ tanımadığım birine yüklüyorum… dedi.

Kanatlandı arı,

Arı bu, uçtu gitti…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s