Öyküler möyküler

Sade bir kahve

Kahverengi bulutların, sarı güneş ışıklarıyla portakallaştığı naif bir gündü. Elinde ki belki de defalarca kullanılmış buruşuk poşetine inat, şık ve güzel bir kadın, hakir gördüğü bir mahalledeymiş gibi salına salına yürüyordu. Elindeki belkide ilk bulduğu çöp tenekesiyle bütünleşecekti. Yoruma inat, en az beş çöp bidonu geçmişti ve hala elindeydi. Bir banka kapısından içeri girmiş, telefonla konuşurken çıkmıştı ve poşet yoktu. Gördüklerimi yorumlayamayıp, dinlediklerimle sonuca varmak istiyordum.

Pırıltılı bir çift göz, pırlanta yürekli bir adamı niye sevemez ki…

Ne diye böyle bir şey söylemişti ki… Hala, elinde ki telefonla yürüyordu, büfeden bir sigara bir de çubuk kraker almıştı, bir yandan hala konuşuyordu.

Bir sebeptir bazen, hiçbir şey yapmamak, susmaktır bazen, bilirsin ki bazen bağırmak çözümsüzlüktür, yorgunluktur sonu genelde.

Benim fikrimin, cümleleriyle kelimeleriyle konuşuyordu, kimle konuşuyordu? Yakın bir arkadaşına çok iyi bildiği sevgi oyunundan bildiklerini mi aktarıyordu? Köşeyi kısa ve küçük bir araç kıvraklığında döndüğünde, hız sınırını aşamayan ağır vasıta kıvamım; merakıma yenilmekle son bulmuştu. Bazen Bahanelerle dolu hayatımızın fısıltılı fıskiyeleriyle övünürken, fışkıran sularıyla da bahanelerimizin üzerini su kaplarız. Yaklaşma ve tanışma arzusuyla dibindeydim. O topukluları bilirdim, bir yerde konaklama ihtiyacı gerektirecekti, oldu da. Kafeterya bahçesindeydi.

Elindeki telefondan beş saniyeliğine ayrılıp;

sade bir kahve lütfen.

Cesaretim bir arslan kadardı, yanına oturdum, her yer boşken hemde. Peçeteye;

‘’rahatınıza bakın çekinmeyin, sadece merak yazdım’’ cevapta aynı yolla geldi;

‘‘kendine de kahve söyle’’  yazısı, elinde taşıdığı poşetten bile iğrençti. Eliyle telefonunun üzerini örttü ve

Ceza bir yapılandırma eylemiyse, tekrarlamamak için yapılandırma ne olmalı, iki farklı eylemin cezası aynı olmalı mı?

Konuştuğu bendim. Ama dinlediği karşısındakiydi. Belki beni de duyardı.

Ceza hiçbir şeyin içinde olmamalı bence.

Sıra bendeydi, elimle omzuna dokunup bende bir şey söylemek istemiş, gözleriyle de teyidini almıştım.

Geçici bir rahatlık, narkozla rahatlamaktan ötedir. Sevdalınız hile yapmış, siz hala İllüzyondan bahsediyorsunuz. Gördüğünüzü değil, düşüncelerinizi yorumluyorsunuz sanki.

Kısa bir cevabı hak etmiştim cesaretimle ve gecikmedi..

Ne kadar kırılgan olduğundan bahsederken, kesitinin ne kadar sağlam olduğundan bihaber yaşamak gibidir yanımızdaki fark edemediklerimiz.

                -Anlamadım

                -Konuştuğum babam

İnce bir kıvraklıkla,

Anlamadığım söylemek istediğinizdi.

Perişan bir edep, ipte düğüm gibi, çok da dert değildi. Yanındaydım meraklarımı giderememiş ama az da olsa diyaloglar içindeydim şimdilik yetiyordu.

Eliyle fincanını işaret ederek;

kapatayım mı bakarmısın?

Bozulmuştum hemde çok

                -falcımıyım ben, öylemi gözüküyor?

                -kehanetlerde ve yorumlarda bulunurken konuştuklarıma, ne olduğunuzu düşünmemi beklerdiniz? Hoş, yüzsüzlüğünüze de bir sürü meslek yakıştırmaları yapılabilir….

                -haklısınız, elinizdeki telefonla işiniz biterse tanışabiliriz

                -sanmam

Evet, yürüyüş politikası, benle diyaloglarına da yansımıştı iyice. Bastığı Arnavut kaldırımlarına benzemiş, aynı benzerlikteki susma hakkını kullanmıştım ama canım yanıyordu kaldırımların aksine. Son hamlem kalmıştı anlamıştım.

Kabartma tozuyla şişirilmiş yüreklerden bir sürü tanıdım ben. İşlerine geldiklerinde yürekleri kocamandır onların. Onlar fırından tam zamanında çıkarsa bir işe yararlar. Sanırım geç kaldım sizin için.

Sinirlendi, gülerek gülümseyerek yorumluyordu, tepkisini anlamıştım. Garsona eliyle hesabı işaret etti. Çantasından bir kartvizit çıkardı ve uzattı,

Asla bana ihtiyacınız olmaz ama olursa buyurun dedi.

Ve gitti.

Tanıdığım bir sürü lider, ölümlü dünya da, ölümsüz işler yapma hevesindeyken, onlara yanlışlarımı sormak, ne derece doğru olabilirdi ki, herkes aslında bulunduğu konuma göre kabul edilebilir hatalarla gününü tamamlıyordu.

Gökhan Oğuz Olgun.

Reklamlar

2 thoughts on “Sade bir kahve”

  1. tanıdığım bir sürü lider, ölümlü dünya da, ölümsüz işler yapma hevesindeyken, onlara yanlışlarımı sormak, ne derece doğru olabilirdi ki, herkes aslında bulunduğu konuma göre kabul edilebilir hatalarla gününü tamamlıyordu…
    bir kez daha okudum…gerçekten de!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s